SON DAKİKA
--:--:--

DEM Parti Grup Toplantısı… Tuncer Bakırhan: Demokratikleşme süreci başlamalıdır

 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Çerçeve yasa bir bitiş değil, esaslı bir başlangıçtır. Yeni bir döneme geçmek için kullanacağımız bir kapıdır. Bu kapıdan geçmek için çerçeve yasa hemen çıkarılmalı. Uygulamaya başlanmalıdır. Eşzamanlı olarak, taraflar ve kamuoyunun mutabık olacağı ortak bir yol haritası çıkarılmalıdır. Demokratikleşme süreci başlamalı ve demokratik entegrasyon inşa edilmelidir” dedi.

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
DEM Parti Grup Toplantısı… Tuncer Bakırhan: Demokratikleşme süreci başlamalıdır

(TBMM) – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Çerçeve yasa bir bitiş değil, esaslı bir başlangıçtır. Yeni bir döneme geçmek için kullanacağımız bir kapıdır. Bu kapıdan geçmek için çerçeve yasa hemen çıkarılmalı. Uygulamaya başlanmalıdır. Eşzamanlı olarak, taraflar ve kamuoyunun mutabık olacağı ortak bir yol haritası çıkarılmalıdır. Demokratikleşme süreci başlamalı ve demokratik entegrasyon inşa edilmelidir” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda iç politika ve dünyadaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Suruç Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anan Bakırhan, “Bu alçakça katliamı gerçekleştirenleri de lanetliyorum. 11 yıl oldu ama hala adalet sağlanamadı. Bir türlü, Türkiye’de bu ve benzer katliamlarda adalet sağlanamıyor. Ama biz unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız. 33 düş yolcusunun düşlerini gerçekleştirmek için de parti olarak elimizden gelen bütün çabayı ortaya koyacağımızı belirtiyorum. 33 sosyalist genç yoldaşın adalet sağlanana kadar kadar da bu işin takipçisi olacağımızı belirtmek istiyorum” dedi.

“İRAN ÖFKESİNİ KÜRTLERDEN ÇIKARMAYA ÇALIŞIYOR”

Orta Doğu’daki gelişmelere değinen Bakırhan, İran’a saldırıların başladığını ve İran’ın karşı tepkilerin olduğunu söyledi. Bakırhan, “İran bu saldırılara karşı güçlü tepki verme yerine Kürt halkına saldırarak ABD’ye cevap veriyor. İran, ABD ve İsrail saldırılarına uğradıkça öfkesini Kürtlerden, Kürt kentlerinden, Kürt coğrafyasından çıkarmaya çalışıyor” diye konuştu.

Bakırhan, Kürtlere yönelik saldırılarda can kayıplarının olduğunu dile getiren Bakırhan, “Savaşın başladığı 28 Şubat’tan bugüne Federal Kürdistan Bölgesi’ne bine yakın drone ve füze saldırısı oldu. Sanki İsrail’e atıyor. Allah aşkına Kürdistan Federal Bölgesi’nin İran’daki savaşla ne alakası var? Bine yakın füze ve drone atılmış bugüne kadar” şeklinde konuştu.

“GÖZÜMÜZ, KULAĞIMIZ İRAN’DA”

Saldırıları kınayarak yaşamını yitirenler için baş sağlığı dileyen Bakırhan, şunları kaydetti:

“Kürtlere saldırının İran’a ne yararı var? Bu saldırılar verse verse İran’a büyük zarar verir. İnsan biraz haysiyetli olur. Kürtler İsrail ve ABD’ye İran’a saldırdığı zaman tarafsızlıklarını korudular. Silahlarını konuşturmadılar. ‘Bu savaşın ortağı değiliz’ dediler.  Buna saygı göstermek yerine katlet, coğrafyasını bombala. Adı da İslam Cumhuriyeti’ymiş. Bundan İran’ı vazgeçmeye çağırıyoruz.

Kürtler Kasr-ı Şirin dönemindeki Kürtler değil. Kürtler Sykes-Picot döneminde Kürtler değil. O derenin altından çok sular aktı. 60 milyon ve Orta Doğu’nun en dinamik, örgütlü gücüdür. Onun için herkes aklını başına almalı. Öyle Kürtleri katlederek, coğrafyasını bombalayarak başka bir ülkenin sınırları içerisinde olan Federal Kürdistan bölgesini bombalayarak kimse bir yere varamaz. Gözümüz, kulağımız İran’da. İran’daki halkımızda, oradaki emekçilerde, oradaki muhaliflerde olduğunu belirtmek istiyorum. İran rejimini bir kez daha uyarıyoruz, ‘Bu katliamlardan vazgeç’ çağrısı yapıyoruz. 

Kürtler ne İran’a ne başka bir ülkeye düşman değil. Kürtler demokratik, siyasi toplumsal haklarını istiyor. İdam edeceğine, coğrafyasını bombalayacağına, Kürtlerle eşit ortak bir zeminde insanca yaşamı niye tercih etmiyorsun? Umarız bundan sonra İran’da da Kürtlere dönük bu saldırılar, katliamlar durur.”

“SULH ARAYIŞLARINA ZARAR VERECEK BİR MUTFAK YANGINI VAR”

Vatandaşların yaşadığı ekonomik sorunlara da değinen Bakırhan, “Orta Doğu yangın yeriyken, Türkiye’de siyasi sulh arayışları devam ediyor. Ama bu sulh arayışlarına zarar verecek şekilde bir mutfak yangını var” dedi. Türkiye’de milyonlarca yurttaşın hayat pahalılığı altında ezildiğini, geçinemeyen insanların yaşamlarını kredi kartları ve tüketici kredileri ile sürdürmeye çalıştığını söyleyen Bakırhan, “Bunu bulamayanlar da tefecilerden büyük faizlerle borç alıyor. Borcu borçla kapatmaya çalışan milyonlarca insanın yaşadığı bir ülke olduk. Temmuz ayı itibarıyla bireysel kredilerin ve kredi kartlarında takibe düşen alacaklardaki artış oranı yüzde 80’e dayanmış durumda. Üç büyükşehirde ortalama kira 28 bin lira olmuş. Altı emeklinin maaşını bir araya getirseniz yoksulluk sınırına ancak ulaşabiliyor. Düşünün. Yoksulluk sınırı 117-120 bin liraya varmış. Altı emekliyi bir araya getiriyorsunuz ancak yoksulluk sınırına erişebiliyor” dedi.

Bir dakikada faize 199 asgari ücret ödendiğini ifade eden Bakırhan, “Faiz sayacı maşallah hiç durmuyor. Sofralar boşalmaya, umutlar azalmaya devam ediyor. Haziran ay itibarıyla açlık sınırı 36 bin liraya, yoksulluk sınırı ise 117 bin liraya ulaşmış durumda. Buna rağmen beş milyon emekli 20 bin lira, sekiz milyon emekçi 28 bin lira gelirle yaşam mücadelesi veriyor. Ortalama emekli aylıkları 23-24 bin lira seviyesine sıkışıp kalmış durumda. Yaklaşık 9-10 milyon emekli bu gelirle geçinmeye çalışıyor” diye konuştu.

“AÇ KARNA BARIŞI KONUŞMAK ZOR”

Bakırhan, en düşük emekli aylığının torba yasa teklifiyle 23 bin lira 553 liraya çıkarıldığını hatırlatarak sözlerine şöyle devam etti:

“Bu, emekliye refah değil, bu, ‘Açlık sınırının 13 bin lira altında bir ücretle yaşam mücadelesi verin’ demektir. Emeklilere insan onuruna yakışır bir yaşam için maaş zammı verilmesi talebimize iktidar temsilcileri ne diyor biliyor musunuz? ‘Kaynak yok’. Bakın biz demiyoruz. İktidarın ortağının temsilcileri diyor ki, ‘Aslında kaynak var’. Bu kürsüde defalarca söyledik. Kaynak sorunu yok bir tercih sorunu var. 

İktidar çocuğuna harçlık veremeyen, evine iki kilo et alamayan emekliyi değil, yandaşları ve sermaye sahiplerini düşünmüyor. Onların tekerleğini döndürüyor, onların değirmenine su taşlıyor. Biz de diyoruz ki, barışı konuştuğumuz bu günlerde aç karna barışı konuşmak zor. İktisadi barış ve sosyal adalet, siyasi barışın tacıdır. İktidara sesleniyoruz: 2015’ten beri çatışmalı ortamdan ötürü hep bize mermi fiyatlarını soruyorlardı, hatırlıyorsunuz değil mi? İşte geçinemiyoruz. Bir merminin fiyatı ne kadar diyorlardı. Hatta camilerde bu konuda fetvalar bile verdiler. Biz de soruyoruz ya. İki yıldır tek bir mermi atmadınız. İki yıldır tek bir kuruş harcamadınız. Tek bir maliyete katlanmadınız. Buyurun, iki yıldır bu çatışmaya harcadığınız kaynağı emeklerine verelim, asgari ücretlere verelim. Hem emekli kazansın, hem asgari ücreti kazansın, hem de barış umudu büyüsün, kazansın.”

“DEMOKRATİK TÜRKİYE’NİN İNŞASI İÇİN KALKIŞ NOKTASI ÇERÇEVE YASA”

“Terörsüz Türkiye” sürecine değinen Bakırhan, “Türkiye’yi Kürt meselesinin çözümünde tarihsel bir noktaya ulaştıracak kadar yol geldik. Ama bu dönemeci alabilmek için önümüzdeki dönem tarihi sorumluluğumuzu da yerine getirmemiz gerekiyor. Bu tarihi dönemeci geçmek için önce temeli sağlam atmak gerekiyor. Demokratik Türkiye’nin inşası için kalkış noktası çerçeve yasadır” dedi. Bakırhan, tarihin bazen aynı sayfaya iki kez not düştüğüne dikkat çekerek, 22 Ekim 1919’da Amasya’da Türkiye’nin kurucu kadrolarının Kürtlerle anlaştığını ve Kürtlerin haklarını tanıyan bir protokole imza atıldığını savundu. Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:

“Ama 105 yıl, o Amasya’daki altına imza attıkları protokolü unuttular. 105 yıl sonra yine bir 22 Ekim’de bu Meclis’in çatısı altında yeni bir el uzandı ve tarihi bir çağrı oldu. Bunu kuruluşta verilen sözün 100 yıl sonra yerine getirilmesi beyanı olarak okuyoruz biz. İşte bu beyanın hayata geçilmenin ilk adımı çerçeve yasa olmalıdır. Çerçeve yasa bir bitiş değil, esaslı bir başlangıçtır. Yeni bir döneme geçmek için kullanacağımız bir kapıdır. Bu kapıdan geçmek için çerçeve yasa hemen çıkarılmalı. Uygulamaya başlanmalıdır. Eşzamanlı olarak, taraflar ve kamuoyunun mutabık olacağı ortak bir yol haritası çıkarılmalıdır. Demokratikleşme süreci başlamalı ve demokratik entegrasyon inşa edilmelidir.” 

 “SİYASİ VE HUKUKİ DÜZENLEMELER YAPILMAKTA GECİKİLİYOR”

Bakırhan, İmralı heyetinin dün terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştüğünü hatırlatarak, Öcalan’ın kamuoyuna açıklamalarından bazı bölümleri aktardı. “İşimiz çok. Evet, zamanımız kısıtlı biliyoruz. Ama hep birlikte durmadan akıl akla, el ele, omuz omuza vererek Türkiye’yi barışa taşıyabiliriz” diyen Bakırhan, “Demokratik Cumhuriyet” iddialarının zor olduğunu ama uzak olmadığını söyledi. Bu iddiayı gerçeğe dönüştermek için çerçeve yasanın en güçlü şekilde çıkarılması gerektiğini belirten Bakırhan, “Sayın Öcalan en iddialı ve en radikal adımları atıyor. Hep birlikte şahitlik ettik. Adeta tarihin yönünü değiştiriyor. Ama ne yazık ki, bu adımlar karşısında gerekli siyasi ve hukuki düzenlemeler yapılmakta gecikiliyor. Yöntem hataları sürece zarar veriyor. Bu vesileyle iktidar temsilcileri ve Sayın Bahçeli ile heyetimizin yaptığı görüşmelerde sürecin devam etmesi yönündeki ortaklaşmayı olumlu buluyoruz. Çerçeve yasanın zamanlaması, içeriği ve yöntemli sürecin ruhuna uygun olmalıdır. Tek taraflı, dayatmacı, 100 yıllık tekrarları üreten bir çerçeve yasa yol açıcı değil, yol tıkayıcı olur” dedi.

“ÖCALAN’IN STATÜSÜ ARTIK DÜZENLENMELİ”

Medya üzerinden psikolojik savaş yürütmenin barışın haysiyetine yakışmadığını öne süren Bakırhan, kimsenin bu hatalara düşmemesi gerektiğinin altını çizdi. Bakırhan, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

“Çerçeve yasa kapsayıcı olmalıdır. Sayın Öcalan’ın özgür çalışma ve iletişim koşullarını sağlamalıdır. Sayın Öcalan’ın hukuku barışın hukukudur, bu çok iyi bilinsin. Bu sebeple Sayın Öcalan’ın statüsü artık düzenlenmelidir. 

Çerçeve yasa silahsızlanma süreci için mekanizmalar içermelidir. Demokratik entegrasyon yasalarına zemin hazırlayacak şekilde siyasi ve hukuki zeminde bir yol temizliği yapmalıdır. Parlamentodan çıkması muhtemel çerçeve yasayla eşzamanlı olarak siyaset kurumu da toplumsal uzlaşma ve ortaklığı esas alarak bir yol haritası çıkarmalıdır. Artık yürütme erki barış sürecinde iklimin pozitife dönmesi için üstüne düşeni oynamalıdır. İlk adım olarak da hemen kayyumlar geri çekilmeli, halkımızın seçmiş olduğu temsilciler yerel yönetimleri yönetmelidir.”

Bakırhan, Nusaybin-Kamışlı sınır kapılarının açılması gerektiğini kaydederek, bu adımın hem barış sürecini hem iki ülke ekonomisine, hem Suriye’nin iktisadi ve siyasi istikrarına katkı sağlayacağını belirtti. Bakırhan ayrıca, Türkiye-Ermenistan sınırının da açılması gerektiğini ve bunun da bölgesel istikrara katkı sağlayacağını vurguladı. 

“SİYASİ TUTSAKLAR HAKLARIYLA BULUŞMALI”

Yargı erkinin barış sürecine pozitif katkı vermesi gerektiğini söyleyen Bakırhan, şunları kaydetti:

“Ayşe Gökkan’lara 20 yıl ceza vermekle olmaz. AYM ve AİHM kararları uygulanmalı, tahliyelerin önü bir an önce açılmalıdır. Özellikle vurguluyorum, çatışmalı süreçte barıştan yana tavır alan ve mağdur edilen insanların sorunları çözülmelidir. Başta Barış Akademisyenleri olmak üzere KHK’lılar işlerine amasız fakatsız bir şekilde iade edilmelidir. Ankara’nın ortasında işini, aşını istediği için insanlar darp edilmemeli, hakarete maruz kalmamalı. Üzerindeki gömleği ve tişörtleri yırtılarak, ellerine kelepçe vurularak gözaltına alınmamalıdır, gaz sıkılmamalıdır. Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere cezaevindeki siyasi tutsaklar bir an önce halklarıyla, aileleriyle ve yoldaşlarıyla buluşmalıdır.”

“HER ŞEYİ ÇOK İYİ GÖRÜYORUZ”

Bakırhan, DEM Parti olarak rotalarının barış, yollarının demokratik cumhuriyet yolu olduğunu dile getirerek, Kürtlerin ulusal haklarının sağlandığı, tüm Türkiye’nin demokrasiye kavuştuğu bir denklemin 86 milyona güçlü bir gelecek sunacağını düşündüklerini aktardı. Bu rotaya inandıklarını ve 7/24 çalıştıklarını ifade eden Bakırhan, bu rotayı şaşırtmak isteyen kesimlerin olduğuna değindi. Bakırhan, “Kimse bizi pembe gözlükler takmış yürüyor sanmasın. Her şeyi çok iyi görüyoruz. En ince ayrıntılarına kadar bütün siyasi partilerin, bütün siyasi aktörlerin demeçlerinin, mesajlarının da okuyoruz” şeklinde konuştu.

Süreçle ilgili medyanın tutumuna değinen Bakırhan, “Barış karşıtı medya süreç başladığından beri barışın dilini bir türlü tutturamadı. Hala üstünlükçü bir dil, hala galip-mağlup yanılgısı üretiyorlar, hala süreci enfekte edecek şekilde norm dışı güçlerin değirmenine su taşıyorlar. Çerçeve yasayla ilgili psikolojik harp taktikleriyle suyu bulandırmaya, rotayı şaşırtmaya çalışıyorlar” değerlendirmesini yaptı.

“BARIŞ KARŞITI MEDYANIN ALİ CENGİZ OYUNLARINI SİYASİ SAHİPLERİNE YAZARIZ”

Bakırhan ayrıca, “Barış karşıtı medya kime yakın olursa olsun, iktidar ya da muhalefete, oynadıkları Ali Cengiz oyunlarını siyasi sahiplerine yazarız. Kürtler bu oyunları siyasi sahiplerine yazar” diye konuştu.

Bakırhan sürecin başarısının faydalarına değinerek, şu ifadeleri kullandı:

“Özetle, Kürt meselesi çözüldüğünde Türkiye ekonomik, siyasi ve toplumsal olarak yepyeni bir zamana ‘Merhaba’ diyecek. Kürt meselesinin çözümüne katkı sunan herkes 100 yıl onurla anılacak. Bu sebeple diyoruz ki, demokratik, eşit, refah dolu ve kapsayıcı bir siyasal düzen, barıştan ve demokratik toplumdan geçer, Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümünden geçer. İşte, bu yolda atılacak ilk adım çerçeve yasadır. Çerçeve yasa 100 yıllık kucaklaşmanın sıcaklığını yansıtmalıdır. Barışa, demokrasiye ve eşitliğe dayalı kardeşlik için o bahar, bu bahardır. O yaz bu yazdır. Başka bahar yok, başka bir yazı beklemeyeceğiz.”

“KURTULMUŞ’UN OLUMLU ROLÜNÜ YASANIN ÇIKMASINDA ORTAYA KOYACAĞINA İNANIYORUZ”

Grup toplantısı sonrası TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un kendilerini ziyaret edeceğini söyleyen Bakırhan, “Bugün ve bunun gibi birçok platformda defalarca dile getirmiş olduğumuz önerilerimizi kendisiyle paylaşacağız, düşüncelerimizi paylaşacağız. Sayın Kurtulmuş’un bu süreçteki olumlu rolünü çerçeve yasanın çıkmasında da ortaya koyacağına inanıyoruz” diye konuştu.

 

 

Yorum Yap

Benzer Haberler
TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu’nun görev süresi bir ay uzatıldı
TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu’nun görev süresi bir ay uzatıldı
CHP Grup Toplantısı… Özgür Özel: “Partinin adaysızlaştırılma, kurumsuzlaştırılma ve lidersizleştirilme sürecinin düğmesine Recep Tayyip Erdoğan tarafından basıldı”
CHP Grup Toplantısı… Özgür Özel: “Partinin adaysızlaştırılma, kurumsuzlaştırılma ve lidersizleştirilme sürecinin düğmesine Recep Tayyip Erdoğan tarafından basıldı”
İstanbul Valiliği’nden sağanak ve poyraz uyarısı
İstanbul Valiliği’nden sağanak ve poyraz uyarısı
TBMM Başkanı Kurtulmuş, DEM Parti Eş Genel Başkanları Hatimoğulları ve Bakırhan’ı ziyaret etti
TBMM Başkanı Kurtulmuş, DEM Parti Eş Genel Başkanları Hatimoğulları ve Bakırhan’ı ziyaret etti
Gazeteci Alican Uludağ gözaltına alındı
Gazeteci Alican Uludağ gözaltına alındı
Türk Hava Yolları ile HAVELSAN arasında 12 yeni uçuş simülatörü için sözleşme imzalandı
Türk Hava Yolları ile HAVELSAN arasında 12 yeni uçuş simülatörü için sözleşme imzalandı
Dönüşen Mamak'tan Güncel Gündem
Mamak Gündem

Mamak Gündem, “Dönüşen Mamak’tan Güncel Gündem” anlayışıyla ilçedeki değişim ve gelişmeleri anlık, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan; Mamak’ın nabzını tutan dinamik bir haber platformudur.

2026 Mamak Gündem © Tüm hakları saklıdır. Mamak Gündem